Doğayla Bütünleşen Geometri / İstanbul Art News

Doğayla Bütünleşen Geometri / İstanbul Art News
01 Eylül 2017 - 09:30

Doğayla bütünleşen geometri Loris Cecchini, İstanbul'daki ilk sergisi "Seed Syllables" ile Sevil Dolmacı Art Consultancy'de izleyici karşısında olacak. Sanatçı bu sergisinin şimdiye kadar geometrinin temelleri üzerine oturan çalışmalarının bir uzantısı niteliğinde olacağını söylüyor.

* DİLEK ÖZTÜRK [email protected]

Fotoğraf, desen, heykel ve mekana özgü yerleştirme gibi birçok farklı alanda pratiğine devam eden, eserleri Fondation Louis Vuitton, Paris, Museo Nazionale delle Arti del XXI Secolo, Roma, GAM Torino gibi önemli koleksiyonlarında yer alan italyan sanatçı Loris Cecchini, Sevil Dolmacı Art Consultancy'de "Seed Syllables" adlı sergisiyle izleyici karşısında olacak. 12 Eylül-2 Kasım tarihleri arasında görülebilecek "Seed Syllables", sanatçının İstanbul'daki ilk sergisi. 2017 Venedik Bienali paralelinde Fondaco dei Tedeschi'de 8 bin parçadan oluşan modüler enstalasyonu sergilenen Cecchini, "Seed Syllables" sergisinde de aynı tür paslanmaz çelikten oluşan ve farklı formlar alan modülleriyle Sevil Dolmacı Art Consultancy'nin Narmanlı apartmanındaki mekanını dönüştürecek.

Projelerinize baktığımızda, çalışmalarınızın fotoğraftan kolaja, mekana özgü yerleştirmelere ve hatta deneysel mimari örneklere kadar geniş bir ölçeğe yayıldığım gözlemleyebiliyoruz. Kariyerinizin başlangıcından bu yana üretim süreçleriniz nasıl değişti?

Benim için uzun ve heyecan verici bir yolculuk oldu. Bu yolculuğa İtalya'da resim eğitimi alarak başladım. Toskana ile Milano arasında gidip geliyordum. Sonra güzel sanatlar akademisine geçtim. Analog ve dijital fotoğrafla uğraşıyordum, her iki medyumla da çok ilgiliydim. O sıralarda beden, vizyon gibi Baudrillard gerçekliği ile ilişkili siber kültürle çok ilgiliydik. Bu sebeple dijital fotoğraf bana bir direktör gibi çalışma fırsatı tanıdı. Tekil ve ikili görüntüler arasında paradoks kurarak, gerçeğin ne ve nasıl olduğu ile ilgili hikayeler yazıyordum. Beş yıl fotoğrafla çalıştıktan sonra heykele döndüm çünkü bir şeyleri elimle yapmaya, dokunmaya ihtiyacım vardı. Kariyerim boyunca malzemeler benim stilimi belirleyen en önemli etmen olmuştur. Heykele başladığımda kauçuk kullanarak birebir modeller yapıyordum. Kauçuk; objeyi farklı bir gerçeklikte dönüştürüyor, yeni bir dile döküyor benim için. Kauçuk, nesneleri nötralize eden bir malzeme. Aynı zamanda gerçek mi değil mi olduğunu kavrayamadığımız şeylerle de karşı karşıyayız heykelle. Yolculuğumun başlangıcında tüm olay bu gerçeklik sorgusu etrafındaydı.

Fiziğin basit kurallarını kullanarak bazı yansımalar ve etkiler yaratıyorsunuz. Analog-dijital arasındaki dilemmanızın sonucu belki de... Çalışmalarınızı bir mimari-yapısal uzantı mı yoksa kendi içinde mimari strüktürü olan eserler Loris Cecchini, kişisel sergisi, Galleria Continua, Çin, 2013 olarak mı görüyorsunuz? Çalışmalarınız yeni bir peyzaj mı yaratıyor?

Ben çalışmalarımı hâlâ obje olarak tanımlayabiliyorum çünkü heykelsi bir bakış açısıyla başlayıp bir mekana dönüşüyorlar. Bu açıdan, mimari bir yaklaşım olması da çok doğal. Bu benim için bir bariyer değil, tam aksine muhteşem bir deneyim. Her seferinde farklı peyzajlar deneyimliyorum ve farkına varıyorum. Bu süreçte de mimariye tepki veren çalışmalar yapmaya çalışıyordum. Heykelleşen mekanlara, özelliklere de müzelere bakacak olursanız, etkileşimi çok zor mekanlar bunlar. Buralarda gerçekleştirdiğim modüler çalışmalar benim için gerçekten bir tepki niteliğinde. Başka bir yerde, başka bir bağlamdaki mekanın içinde dans edebilmeliyim. Bu, çalışmamın bir organizma gibi mekanla köprü kurduğu andır ve ben de ancak o zaman özgür olabilirim.

Çalıştığınız malzeme ve yöntemler sanat pratiğinizi belirleyen en önemli dinamiklerden biri. Fiziksel ve dijital arasında nerede duruyorsunuz? Dijital sürekli devam eden mimari parametrik bir yaklaşım bana göre. Doğanın kanunlarından öğrenen bir parametre. Birçok mimar bana şunu soruyor: Tasarladığın modüler parçalar parametrik mi?

Hayır değil çünkü bir organizma gibi hareket etmek istiyorum. Bu, bir bitkinin büyüme doğası ile de aynı ama ben bunu çok emprik bir şekilde yapıyorum, daha önce hiç bilim eğitimi almamama rağmen. Ben Leonardo da Vinci ile yetiştim ve büyük ihtimalle bugünkü sanat ve üretim kültürümün başlangıç noktası da bu oldu. Leonardo o kadar çok şeye aynı anda bakıp ilgileniyordu ki, her şey bir konuya bağlanmalıydı ona göre. Bu emprik yaklaşım, bana özgürlük verdi ama aynı zamanda birçok kez yanılma ve hata yapma, yıkılma özgürlüğü de... Çünkü bir şeyi inşa etmeden ne olduğunu, nasıl olduğunu anlayamazsınız. Bu sebeple önce suluboya ile başlayan, sonra da 3D üretimler ile biten bir sürecim var.

Bu sene Venedik Bienali kapsamında, Fondaco dei Tedeschi'de sergilenen "Waterbones" isimli yerleştirmenizde de bu üretim sürecini okuyabiliriz değil mi?

Venedik'teki yerleştirmem 8 bin parçadan oluşuyordu. Eğer doğa ve bilim arasındaki ilişkiye dönecek olursak; aynı zamanda var olan tüm bağlantılarınızı da yansıtması açısından, bu yerleştirmedeki sekiz bin parça bir metafor. Görsel bir obje, bakanın gözünden birden çok farklı hali ile okunabilir. Konuştuğunuz dil, kültürünüze göre algılarınız değişir. Ben de bu yerleştirmede tam da bunu yapmak istiyorum. Bir sanat eserinin bu kadar 'açık' olması onun gücündedir. Sanatçı birden çok anlam ve ifade ile çalışır. Bu açıklık beni de bir sanatçı olarak birçok farklı disiplinle kesiştiriyor. 15 yıl boyunca mimarlardan birlikte proje yapmak için telifler aldım çünkü sanatçılara ihtiyaçları var, onlardan daha çok özgürlüğe sahipsiniz sanatçı olarak.

2006 yılında MoMA'da sergilenen "Cloudless" isimli çalışmanızın için nasıl bir süreç geçirdiniz?

"Cloudless", 50 bin balondan oluşan bir yerleştirme. Yalnız bu plastik balonlar piyasada bulunmuyor, hepsi el üretimi. Bu açıdan benim için çok özel bir projeydi. Bu çalışmayı ilk önce Pekin'de, Çin'deki yoğun nüfusa atfen göstermiştim. Bu çalışma aslında bir diyagram ama aynı zamanda bir bulut çünkü içerideki organik strüktür deri ve alüminyum ile inşa edildi. Pekin'den sonra Şangay Bienali ve onun ardından da MoMÂ PSl'da gösterdim. MoMA'dan sonra "Cloudless", Paris'e Palais de Tokyo'ya taşındı. O sırada MoMA PSİ, Alain Heiss tarafından yönetiliyordu. "Cloudless"ı görünce "Bunu istiyorum ama küratörsüz bir şekilde" dedi. Bu aşamada da birkaç küratör arkadaşıma bu iş ile ilgili yazı yazmalarını istedim. Kendi işim hakkında aslında benim söylemek istediklerimi yazmaları müthiş bir deneyimdi benim için. Bu sebeple küratörlerin sanatçıların çalışmaları hakkında daha çok yazması gerektiğini düşünüyorum.

Sevil Dolmacı Art Consultancy'de gerçekleştireceğiniz "Seed Syllables" serginizde neler göreceğiz? Galeri mekanım nasıl kullanmayı, ne gibi başlıklar açmayı düşünüyorsunuz?

Bu sergi için Sevil Dolmacı ile birlikte galeri mekanıyla etkileşim yakalayan bir kurgu düşünüyorum. Galeri mekanının içerisinde yer alan sütunların olduğu duvarda, bir bitki gibi çalışan bir mekanizma yapmayı planlıyorum. Bu sergi, şimdiye kadar geometrinin temelleri üzerine oturan çalışmalarımın bir uzantısı niteliğinde olacak. Aynı zamanda geometriyi doğayla da bütünleştirerek göstermek istiyorum. İslam sanatındaki geometrik formları çok etkileyici buluyorum. Bence tüm bu geometrinin arkasında doğa ve doğanın düzen-düzensizlik ilişkisi yaüyor. Yani kozmik bir yaklaşım var. İslam sanaündaki muhteşem simetrik yaklaşımı kullanmayı planlıyorum. Bu bağlamda da Baü kültürü ve bu kültürün heykelleşmesi ile İslam sanatındaki doğa ve geometri arasında bir ilişki yaratmak istiyorum.

Farklı kültürler ve şehirler arasında yaşamak ve çalışmak üretiminizi etkiliyor olmalı.

Evet, her gün yeni bir şey öğreniyorsunuz, hem teknoloji hem de kültür ve gündelik yaşam hakkında. Mesela dûn İstanbul'da Arapça bir yazıyı inceliyordum. Bu yazıyı alıp, önünüze koyup günler, hatta haftalarca izleyebilirsiniz. Sonunda da onunla ilgili bir şey yaparsınız. Benim için her yeni kent, özellikle mimarisi ve yemekleriyle yeni şeyler öğrendiğim bir deneyim haline geliyor.

Neden yemek?

Çünkü yemeğin içindeki yaratıcılık aslında o yörenin insanı hakkında da ölçülebilecek bir bilgi verir. Buradaki ölçüden kastım aslında insanların nasıl yaşadığıyla ilgili ipuçları. Mesela Çin çok büyük bir ülke. Burada öğlen ya da akşam yemeği yediğinizde; içinde her şey olan yüzlerce tabakla karşı karşıya kalırsınız. Yemeğin içindeki yaratıcılık da insanların çevirisidir bence.

Tasarım markalarıyla da iş birlikleriniz var. Tasarımın seri üretim anlayışı ve sanattaki spontaneliği, tekilliği nasıl bağdaştırıyorsunuz?

Genellikle bu ikisi ile alışagelenden daha farklı bir biçimde oynuyorum. Eğer bir saat için çizim yapıyorsanız, pratik ve fonksiyonel olması lazım. Yani kendi temanızı ve bakış açınızı tasarıma uyarlayabilirsiniz ama sonrasında ûreüm ve kullanma ile ilgili birçok dinamiği de göz önünde bulundurmanız, piyasa dinamiklerini incelemeniz gerekir. Bu incelemeden ve süreçten de çok şey öğrenmiş ve kazanmış olursunuz çünkü sanatsal süreçten çok daha farklı bir süreçle karşı karşıyasınız. Tasarım markaları da sanatçılardan artık imza niteliğinde çalışmalar istiyor. Jeff Koons' un Louis Vuitton için yapüğı çantalar gibi...

"Seed Syllables" serginize verdiğiniz ismi açıklar mısınız?

Çalışmalarımın başlıkları için her zaman kelimeleri kanşürmayı sevmişimdir. Ne gördünüz ile ilgili hissi harekete geçiriyor bu kelime oyunları. Tohum kelimesi de özgün, eşsiz bir eserin modülü fikrini çağrıştırıyor. "Seed Syllables"ın farklı anlamları var. Biri, mantraların temeli demek. Bir mantra yapılmaya başlandığında, bu cümlenin sadece bir kısmını söyleyip, cümleyi kısaltmaya başlıyorlar ve sonunda cümle sadece bir sese dönüşüyor.

İstanbul serginizden sonraki planlarınız nedir?

Şubat ayında Glaeri Continua'da bir sergim var ve sonrasında Paris'te Le Centquatre'da bir projede yer alacağım. Kasım ayında 2019 Avrupa Kültür Başkenti Matera'da kolektif bir projede yer alıyor olacağım. Bunlar dışında daha kişisel projelerim olacak. İsviçre'de 60 metrekarelik küçük bir ev inşa edeceğim. Çin'de Hiersun isimli bir mücevher markası için de bir proje geliştiriyorum.

1
PAYLAŞ
11 Ekim 2017 - 12:45
DOĞA VE BİLİMİ HARMANLIYOR  Petek KIRBOĞA  italyan sanatçı Loris Cecchini doğadan ilham alarak ürettiği heykellerini bir...
05 Ekim 2017 - 17:00
ham:mzemin Yaratıcı Etkileşim Serileri: Miras Paneli Ekin Bozkurt http://www.arkitera.com/haber/index/detay/ham-mzemin-yaratici-etkilesim-...
03 Ekim 2017 - 17:00
Loris Cecchini’nin “doğası” İstanbul’u sarıyor Melike Karakartal  Mekanlarda dönüşüm yaratan i...
24 Eylül 2017 - 14:00
Güneri Civaoğlu / Tohum ve Heceler Milliyet Uzakdoğu inançlarında “mantra” anahtar sözcüktür....
31 Mart 2016 - 13:30
Sanatçı Metin Kalkızoğlu üretimlerini ince bir işçilikle sürdürmesiyle dikkat çekiyor.   Bu ayki gen...
01 Mart 2016 - 12:30
Genç sanatçı Müge Yıldız, video sanatının kendisini özgürleştirdiğine inanıyor. Bütün yaratıcılar gö...
30 Eylül 2014 - 14:15
  Alman sanatçı Kiefer’in ilk dönem işlerinden hiç görülmemiş son yapıtlarına uzanan geniş kronolojik...
05 Ağustos 2013 - 15:30
Son günlerde Gezi Parkı Direnişi ile ilgili gündemden düşmeyen yazılar, sanatın ne olduğuna ilişkin soruları ve soru işaretlerini...
28 Aralık 2012 - 15:15
Hindistan, köklü bir geleneğe sahip olmasına karşılık sanat piyasası ağırlıklı olarak modern ve çağdaş işlerden oluşmaktadır. 2001-...
31 Ağustos 2012 - 15:45
Çağdaş Sanatın önemli isimleri arasında yer alan John Currin, çıplak kadın modellerine odaklandığı yeni serisi ile Haziran...
25 Nisan 2012 - 15:30
Takip Edilmesi Gereken Müzayede Sothbey’s'in 26 Nisan’da Londra’da yapacağı Türk Çağdaş Sanatı Mü...
01 Aralık 2011 - 15:30
Türkiye’de son dönemde sanat alanında yaşanan olumlu ve umut verici gelişmeler bilinçlenmeyi ve profesyonelleşmeyi de muhakkak...

Sayfalar