Dünyada ve Türkiye'de Sanat Piyasasında Neler Oluyor?

Dünyada ve Türkiye'de Sanat Piyasasında Neler Oluyor?
21 Mart 2017 - 11:15

İstanbul Art News - Mart, 2017

SEVİL DOLMACI
Sanat Danışmanı, Sevil Dolmacı Art Consultancy Kurucusu

Son yıllarda sanat pazarı, galeri yönetimi üzerine okuduğum bazı kitaplar ve duyduğum bazı sanat haberleri Türkiye’deki mevcut sanat pazarı üzerine yoğunlaşmamı sağladı. Türkiye’de son iki yıldır Sevil Dolmacı Art Consultancy’de, öncesinde ise çalıştığım kapsamlı uluslararası koleksiyonlarda edindiğim tecrübelerle, söz konusu bilgiler birleşince Istanbul Art News için sanat pazarı üzerine bir deneme yazısı yazmaya karar verdim.

Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı siyasi problemler sebebiyle dünya ile sanatsal anlamda derinleşemeden kopan bağımız (fuarların ve bienallerin yabancı sanatçı ve koleksiyonerleri çekmekte zorlanması, bazı galericilerin ve kurumların Türkiye’ye planladıkları yatırımlardan vazgeçmeleri vs.) buna ek olarak iç piyasada da dövizin yükselişiyle tedirgin olan lokal sanat alıcısını, özellikle küçük esnaf ve orta ölçekteki galerileri oldukça etkiledi. Galeriler iki yönlü kayba uğradı: İlk kayıpları bu tedirgin ortamda galeriyi ve dolayısıyla sanatçılarını destekleyen alıcı kitlesinin alımlarına ara vermesi ya da alımlarını durdurması. Diğer kayıp ise galerilerinin kendilerine gerekli finansal dönüşü/yatırımı yapmadığını düşünen, savunan sanatçı grubu oldu. Peki galeriler bu kadar küçük bir sanat ortamında nasıl revize olup her iki kaybı telafi edecek çareler bulmalı?

Galerilerin pek çoğu maddi kaybı karşılamak üzere ‘ikinci el pazar’da kurumsallaşmış isimlerin eser satışlarını da portföylerine eklediler. Ancak bu da bir çözüm olmadı, çünkü bu güvensiz ortamda iyi eser çıkması oldukça zordu. Keza müzayede evleri ve ikinci el esere odaklanmış alternatif mekanlar da onların işini zorlaştırıyordu. Bu kez yurtdışından sanatçı getirmek ve yenilenmek, koleksiyoner ağında çeşitlilik sağlamak, yani bir anlamda müşteri portföyünü genişletmek üzere yeni arayışlara girdiler. Ancak ortalama bir sanatçının bile Türkiye’ye getirilme şartları ve dövize bağlı yüksek bütçeler galerileri zorladı. Bu nedenle küçük ve orta ölçekteki pek çok galeri çizgisini koruyamadı, misyonlarını unuttu. Kendi içlerinde yaşadığı bu karmaşa ve dağılma koleksiyonerlere de yansıdı, onlarda da tedirginlik yarattı. Çünkü bugüne kadar destekledikleri çoğu sanatçı ortada kalmıştı. İyi olan birkaç sanatçı ayakta kalmayı ba- şarırken, diğerleri piyasadaki vaat edilen görüntü- sünü kaybetti. Sanatçısına yatırım yapmayan galericiler, koleksiyonerler tarafından da eleştirilmeye başladı. Galericiler de kendi taraflarından bakıldığında haklı gerekçelere sahiptiler: Atölyeden satış yapan sanatçı, yatırımı ne kadar hak ediyordu? Türkiye’de düzgün bir sistemin olmayışının verdiği açıklar her zaman kullanılmaya müsaitti. Aslında sadece Türkiye’de değil, dünyada da bunun örnekleri var. Mesela Damien Hirst. Serveti bugün 400 ile 600 milyon dolar arasında olduğu tahmin edilen Hirst, 2008 yılında çalıştığı galerileri bypass ederek eserlerini direkt Sotheby’s müzayede evine verdi. 223 eserinin 216’sı toplam 198 milyon dolara satıldı.

Bugün Türkiye’de küçük ve orta ölçekli galerilerin yaşadığı dağılma, bir nevi çizgisini koruyama- ma hali ve pazar payının çoğunu büyük galerin alıyor oluşu sürpriz olmadığı gibi bu coğrafyaya ait bir durum da değil. Dünyada Amerika, İngiltere ve Almanya’da yapılan araştırmada da benzer durumlar ve pazar payları mevcut. Galerilerin yüzde 16’sı milyon dolar üzerinde bir gelir elde ediyor. Yüzde 7’si 5 milyon doları aşan gelir sağlıyor. Yani sadece birkaç galeri gerçekten para kazanıyor. Üst düzeydeki Amerikan ve İngiliz galerileri Almanlara göre daha büyük iş hacmine sahipler. ABD ve İngiliz galerilerinin yüzde 22’si milyon dolar üzerinde gelir elde ediyor, yüzde 5’i 5 milyon dolar üzerinde kazanıyor. Amerikan ve İngiliz galerileri Alman galerilere göre daha iyi durumdalar. Alman galerilerinin yüzde 4’ü milyon doları aşarken yüzde 66’sı 200 bin dolardan az gelire sahip. Magnus Resch’ye göre galeriler ya zorluklar karşısında çizgisini koruyamıyor veya kendini yeni sistemlere göre güncelleyemiyor. Türkiye’de de benzer nedenlerden dolayı galeriler kan kaybediyor veya kapanıyor.

Türkiye’de cirosu milyon dolar üzerine çıkan, az sayıda da olsa galeri var. Ülkemizde uluslararası görünürlüğü olan, kurumsallaşmış altı galeri mevcut. Söz konusu galeriler, uluslararası ölçekte galericilik işleyişiyle dünya müzeleri, küratörleri ve kurumsal koleksiyonları ile ilişkilerini başarılı bir biçimde sürdürüp, ana fuarlara katılabilen galeriler. Söz konusu altı galerinin birkaçı güçlü finansal olanağa sahip, diğerleri ise bünyelerindeki güçlü sanatçılar ve profesyonel işleyişleriyle bu listeye dahil.

Peki bugün iyi bir galeri olabilmek için Magnus Resch neler diyor? Öncelikle, hedef kitle eski, kemikleşmiş isimler olmamalı. Dünya çapında yapılan araştırmaya göre ortalama koleksiyoner yaşı 59 iken bugün devinimi sağlayan 30-50 yaş aralığındaki alıcılar. Daha aktif ve heyecanlılar. Türkiye’de de durum pek farklı değil aslında. Sanata meraklı, genç, entelektüel, yüksek gelirli yeni nesil, diğerlerine oranla galericiler için vizyon ve finansal açıdan daha verimli.

Resch için ikinci önemli konu, galerilerin öncelikle kendilerine ait bir marka yaratmaları: Bu markanın iyi bir yönetici tarafından yönetilmesi ve marka danışmanlarıyla yapılanması üzerinde duruyor. “Günümüzde profesyonellik oldukça ayırt edici bir özellik” diyen Resch’in bu sözleri son dönemde sanat dünyasında yaşanan iki önemli olayla teyit edilmiş oluyor: İlki, Sotheby’s müzayede evinin 85 milyon dolar vererek, Christie’s müzayede evinin başarılı uzmanı Amy Cappellazzo ve arkadaşı sanat danışmanı Allan Schart- zman ile hukuk kökenli banker Adam Chinn’in kurduğu 22 aylık danışmanlık şirketi olan AAP’yi satın alması. Diğeri ise başarılı galerici Dominique Levy’nin, Christies’in güçlü oyuncusu Brett Gorvy’i ortak alarak uluslararası danışmanlık hizmeti de vermeye başlaması. Söz konusu olaylar dünyada yeni stratejik güncellemelerin, profesyonelleşmenin ve markalaşmanın en iyi örnekleri. Sotheby’s ve Dominique Levy Gallery oldukça iyi işleyen bir sisteme sahipken bile kendilerini yeni sistem arayışları ile güncelleyerek başarılarını devamlı kılıyorlar. Fakat iyi işler yapsa da sistem güncelleyemeyen, zorluklara direnemeyen, John Baldessari ve William Leavitt gibi sanatçıları temsil eden Los Angeleslı galerici Margo Leavin, 42 yıllık geçmişine rağmen işi bıraktığını açıkladı. New York’lu McKee Gallery Ağustos 2015’te 41 yıl sonra galerisinin kapılarını kapadı. Jeff Koons, George Condo ve Shirin Neshat’ı temsil eden Parisli galerici Jerome de Noirmont, Avenue Ma- tignon’daki mekanını kapattı. Aynı şekilde Berlin’deki Martin Klosterfelde’ye ait Galerie Kamm da kapandı.

Yeni arayışlar ve yeni öngörüler alternatif sanat platformları oluşmasını sağladı. Örneğin az önce bahsettiğimiz Amy Cappellazzo yakın gelecekte müzayede evlerinin azalacağı öngörüsü ile AAP Danışmanlık şirketini kurdu ve özel satışlara odak- landı. Amy Cappellazzo, Sotheby’s bünyesinde geçtikten sonra da özel satışlara ait departmanı yönetiyor.

İkinci el pazarda alternatif özel satışlar son dönemde daha popüler. Neden mi? Koleksiyonerler gizlilik nedeniyle daha cazip buluyorlar bu durumu. Karısından mı ayrıldı? Şirketi mi battı? Birçok sebeple elinde bulunan eserin rakamlarının ulaşılabilir kayıtlara (artprice.com vs.) geçmesini istemiyor. Satış olmadığı zamanda eserin değer kaybetmemesi ayrıca önemli. Arşivlere satılmamış olarak girilen her eserin değeri ister istemez düşüyor. Satış yapıldığı takdirde finansal aktarım daha kolay. Müşteriler bunu bugün artdealer vasıtasıyla da yapmak istemiyor. Müşterinin artan profesyonellik arayışı daha saydam organizasyonel bir yapıya işaret ediyor. Müzayede gibi kurumsallaşmış ancak daha butik ve ekip anlayışı ile her hizmeti alabilecekleri yeni yerleri cezbedici olarak tanımlıyorlar. Amerika’nın ünlü hedge fon yöneticisi Steve Kohen, sanat danışmanı Sandy Heller ve ekibi ile çalışırken 2012-15 yılları arasında tüm piyasa bunu konuşuyordu. O günlerde çalıştığım büyük koleksiyon sayesinde yurtdışında bu örneklerle yakın ilişki kurma fırsatı buldum. Söz konusu örneklerin verdiği motivasyon ile iki yıl önce Türkiye’de benzer kurumsal bir danışmanlık şirketi olarak Sevil Dolmacı Art Consultancy’yi projelendirdim. Bugün, hepsi sanat tarihinden veya sanat yönetiminden mezun, birkaçı yüksek lisansını tamamlamış ve yurtdışında eğitim almış yaklaşık 10 kişilik profesyonel ekiple birlikte farklı kategorilerde hizmet veren çağdaş sanata odaklı bir yapı oluşturdum. Türkiye’nin önde gelen işadamları ve alıcılarıyla projeler üreten, ortaklıklar yapan sistemimiz ile kısa zamanda öngörmediğimiz bir büyüme içine girdik. Referanslarımız sanat dünyasında güven kazanmamızı sağladı. Projelerimiz sanatçının kariyerine odaklanan şekilde düşünüldü. Koleksiyonerler kuru bir alıcı olmaktan çıktı, işin içine birebir olarak girdi. İki yıllık süreçte yeni/dinamik genç 30-50 yaş aralığı alıcı kitlesini hedefledik ve bünyemizde toplamayı başardık. Bunun da en önemli nedeni, alıcıların bizden farklı kategorilerde hizmetler alabiliyor oluşu. Alımlarında verdiğimiz destek yanında; fiyat ekspertizliğinden, orijinallik sertifikası aracılığına, küratöryel hizmetten, koleksiyon yönetimine, onlar adına koleksiyon analizi yapıp koleksiyon kitaplarını çıkartmaya, eser tamirine aracılık etmekten, sanatçı atölyesi ve galeri gezdirmeye, yurtdışı alımlarında kapıya kadar teslim edilebilecek şekilde tüm hizmetleri sunmaya, projeler geliştirmeye kadar uzanan kapsamlı bir iş tanımımız var. Hatta bazen teknik destek sağladığımız bile oluyor. Sevil Dolmacı Art Consultancy’i, galeri ve müzayede evleriyle de işbirliği kuran bir havuz gibi düşündük.

Sonuç olarak yazamadığım daha pek çok yanı var, sanat piyasasının. Çok derin ve çok ayaklı bir konu. Bu yazı ise bir çeşit sesli düşünme. Koleksiyonerlerin stratejileri ve profilleri başlı başına bir konu. Keza sanatçıların durumları ve piyasa görünürlükleri bir o kadar ilginç. Bağımsız çalışan art dealerlar, sanat danışmanları, küratör ve yazarların durumu da keza...

Kaynakça
− Magnus Resch, Management of Art Galleries, Phaidon, 2016.
https://news.artnet.com/market/sothebys-pays-50m-art-agency- partners-404951
https://www.bloomberg.com/news/articles/2016-12-07/christie-s-top- dealmaker-gor vy-said-to-leave-after-two-decades
http://www.forbes.com/sites/afontevecchia/2013/03/26/hedge-fund- billionaire-steve-cohens-155m-picasso-isnt-his-first-multi-million-piece-of- art/#2231f0f05030 

 

1
PAYLAŞ
01 Ekim 2017 - 16:30
LORİS CECCHİNİ NARMANLI APARTMANI' NDA Loris Cecchini Narmanlı Apartmanı'nda Kurulduğu günden bu yana uluslararası sanat kurumlarında...
27 Eylül 2017 - 14:15
Türkiye'deki ilk sergisini açan İtalyan sanatçı Loris Cecchini onuruna sanat tutkunları için özel bir davet d...
20 Eylül 2017 - 13:45
Hello / Loris Cecchini'den Türkiye'de İlk Sergi Sevil Dolmacı Art Consultancy
20 Eylül 2017 - 13:30
Haber: Zafer Tektaş
17 Eylül 2017 - 14:00
Sevil Dolmacı Art Consultancy, 15. İstanbul Bienali'ne paralel olarak İtalyan sanatçı Loris Cecchini'yi "Seed Syllables"...
17 Eylül 2017 - 14:00
Sevil Dolmacı Art Consultancy, 15. İstanbul Bienali'ne paralel olarak İtalyan sanatçı Loris Cecchini'yi "Seed Syllables"...
16 Eylül 2017 - 14:15
İTALYAN sanatçı Loris Cecchini'nin "Tohumluk heceler" adlı sergisi, Narmanlı Apartmanındaki sanat galerisinde sanatseverlerle...
14 Eylül 2017 - 16:30
Loris Cecchini'nin Türkiye'deki ilk sergisi önceki gün açıldı. Teşvikiye'deki Sevil Dolmacı Art Consultancy'nin...
18 Ağustos 2017 - 13:30
Röportaj: İhsan Yılmaz Böcekler benim için bir dil... Çağdaş Türk resminin önde gelen ustalarından biri Ergin İnan. 2017’de...
25 Nisan 2017 - 13:15
.
15 Nisan 2017 - 11:00
Ergin İnan 50. Sanat Yılını İzmir Ekol Sanat'da Gerçekleşecek Sergisiyle Kutlamaya Devam Ediyor.

Sayfalar